Yazı Detayı
07 Eylül 2019 - Cumartesi 11:57 Bu yazı 156 kez okundu
 
ERDOĞAN’IN BEBELERİ
SEYDİ HANİFİ
 
 

Siyaset uzun soluklu, ciddi emek, özveri isteyen, hammaddesinin insan olduğu bir zanaattır. Siyasetçi ise bu sanatı icra eden kişi, dolayısı ile zanaatkar.

Bir işin erbabı olmak başka, erbabın yanında olmak başka, erbabın elinin altında yetişmek başka. Erbabı taklit etmek daha da başka. (Taklitlerin aslını yaşattığını da ayrıca belirtmek lazım)

Siyasette kavram karmaşasının yaşandığı bu günlerde kimin erbap, kimin çırak, kimin taklitçi olduğu malumunuz. Daha önce büyük usta Erdoğan’ın gölgesinde siyaset yapan, çeşitli makamlarda görev alan daha doğrusu Erdoğan tarafından görev verilen isimlerin açıklamaları ülke gündemini oldukça meşgul ediyor. Uluslararası gündemin yoğun olduğu bu süreçte ülke gündeminin böyle bir manipülasyonla meşgul edilmeye çalışılması ‘’cambaza bak’’ dümeninin ta kendisidir. Sürecin neticesi olarak Davutoğlu ve arkadaşlarının Ak Partiden ihraç talebi ile disiplin kurula sevk edilmesi.

Önceki yıllarda Abdüllatif Şener’de Ak Partiden kopup parti kurmuştu fakat ne kendi etti rahat ne halka verdi huzur. Uzun bir süre bocaladıktan sonra soluğu CHP’de aldı. Önceki dönemlerde de farklı partilerden buna benzer kopuşlar olmuş tabela partisi olmaktan, lağvolup siyaset çöplüğüne atılmaktan kendilerini kurtaramamışlardır.

Erdoğan, baba ocağı Rize’de yapmış olduğu konuşmada; “AK Parti’nin içinde gedik açma çabaları, hep olduğu gibi yine boşa çıkacaktır, onu da söyleyeyim. İstedikleri kadar dolaşsınlar, bunlardan önce de bu gayretlerin içinde olanlar oldu, ne olduğunu biliyorsunuz, anlatmama gerek var mı? Eğer niyet hayır olmazsa akıbet hayır olmaz. Bunların niyeti hayır değil, bunların niyeti farklı. Dert burada sadece ‘Biz acaba Erdoğan’ı bir iki puan düşürmek suretiyle alaşağı eder miyiz?’ Bu nereye çalışmaktır? Bunlar şu anda projelere çalışıyor. Bu projelerin kimler olduğunu, olabileceğini tahmin ediyorsunuz” demişti. Artık bu projelerin kimler olduğu, kimler için olduğunun cevabını halk verecektir.

Eğer Erdoğan’ın Fazilet Partisinden ayrılıp Ak Partiyi kurma sürecini örnek verirseniz yanılgıya düşmüş ve yanlış bir örnek vermiş olursunuz. Dönemin konjektörüne, siyasi, sosyo ekonomik koşullarına baktığınızda bunun bir ‘’gereklilik’’ olduğunu göreceğinizi umut ediyorum.

Yani şimdiki konjektörel durum ile 2001 konjektörü aynı değildi. Ayrıca Erdoğan’ın halk nezdinde kabul görmüş, itibarılı ve pr’si yüksek lider profilini de es geçmeyin.

Parti kurma çalışmaları içinde olan Gül – Babacan ve Davutoğlu cephelerinde Erdoğan’ın karizmasını geride bırakacak bir profil göremiyorum. Hangi isme hangi açıdan bakarsanız bakın Erdoğan’ın gölgesinde kalacaktır.

Aslına bakıldığında Erdoğan’ın rakibi yine Erdoğan. Ak Parti’nin rakibi yine kendisidir.

Her ne kadar Erdoğana ve Ak Partiye destek halk nezdinde azalıyor gibi görünse de kongre sürecinde alınacak tedbirler ve yapılacak değişiklikler belirleyici olacaktır. Bu açıdan kongre süreçleri iyi değerlendirilmeli, ahbap çavuş ilişkisi, hemşericilik, lobicilik vb gibi olgular yerine partiye güç verecek, omuzlayacak ‘’yeni Ömerler’’ sürece dahil edilmelidir.

Bırakın 2 yi, 0.5 bile mevcut sistemde ülkenin geleceği açısından belirleyici bir öneme sahiptir. Sayın Erdoğan durumun farkında. Ak Parti’nin 18. kuruluş yıldönümünde; “Dostlarım, dün bitti, geçti gitti. Bugün yeni bir gündür. Aydınlık Türkiye için, geleceğimiz için yeniden yollara düşme günüdür. Hz. Mevlânâ da “Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım” ifadesi topyekün bir yenilenme, yeni bir siyaset dili, yeni bir başlangıç, yeni bir siyaset anlayışının sinyallerini veriyor.

İdeolojilerin, liderlerin ve partilerin miadını halk belirler. Halkın beklentileri, ulusal ve uluslararası politikalar, dönem koşulları gibi durumlar ideolojilerin ya da patilerin kendilerini yenilemeleri, revize etmeleri için bazı fırsatlar oluşturur. Beklentileri karşılayamayan, kendini revize etmeyen, statükoya bağlı kalan partiler daha önce ANAP, DYP, DP, DSP ile aynı kaderi paylaşmak zorunda kalırlar.

Erdoğan’ın son günlerde yapmış olduğu açıklamalara bakarsak, milletin talebinin, beklentisinin bir değişim ve dönüşüm süreci olduğunu ve bu beklentilerin karşılanacağı yönünde işaret taşıyor.

Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısında yapmış olduğu açıklamalarda kongre süreciyle beraber, Ak Partinin kendini yenileme, tazeleme, büyütme ve geliştirme kabiliyetine sahip olduğu ve bu beklentilerin karşılanacağını vurgulaması sürecin ne kadar hassas olduğunu göstermeye yetiyor.

Usta demişken. Anadolu’da anlatılan güzel bir hikaye ile biritelim.

Ahi Evran zamanında çırak ustasından icazet alır ve ancak o zaman ayrılıp kendi dükkânını açabilir. Orta Anadolu' da bir camcı ustası zamanı gelen eski çıraklarına "sen oldun" der ve el verir, uğurlarmış. Böylece eski çırak artık yeni bir usta olmuştur. Günlerden bir gün çıraklardan birisi ustanın el vermesini bekleyemez, ayrılacağını, el vermesini ister. Ustası, daha hazır olmadığını el veremeyeceğini söyler. Çırak nesinin olmadığını sorar;
- "İşin en önemli kısmını, yani püf noktasını bilmiyorsun" der. Çırak dinlemez, başka bir şehre gider ve dükkan açar. Dikiş tutturamaz. Yaptığı bütün cam işleri, biblolar, her şey bir müddet sonra çatlamaktadır. Esnaf ve halk tarafından ayıplanan çırak, bir yıl sonra iflas etmiş olarak ustasının yanına döner. Elini öper, ben ettim sen etme der.

Usta acır ve tekrar çırak olarak yanına alır. Sonunda bir gün usta çırağına müjdeyi verir. Olduğunu, gidebileceğini, el vereceğini söyler. Çırak çok sevinir.

Ayrılmadan önce ustası onu karanlık odaya sokar. Yeni bitmiş, sıcak ürünler odanın bir kenarında durmaktadır. Tavanda bir yerde, toplu iğne deliği kadar büyüklükte bir güneş ışığı huzmesi vardır. Usta sıcak bir parça alır, ışığa tutar, evirir çevirir. Bakar ki camın bir yerinde gözle görülemeyecek kadar küçük bir hava kabarcığı vardır. ‘’Püf’’ yaparak üfler ve kabarcık kaybolur. Parçayı çırağa uzatır, ayrı koymasını, soğumaya bırakmasını söyler.

Daha sonra çırak üflemeye başlar. Nasıl üfleneceğini, neresinin püfleneceğini iyice öğrenir. Ve anlar ki, çatlamaya bu küçük kabarcıklar neden olmaktadır. Daha sonra helâlleşirler ve püf noktasının önemini kavramış çiçeği burnunda usta yoluna devam eder her işin ve her şeyin bir püf noktası vardır.

Yani işin püf noktasını bilmeden o işte başarı elde edilemez.

Her işin bir püf noktası vardır. En çok ta siyasetin.

 
Etiketler: ERDOĞAN’IN, BEBELERİ,
Yorumlar
Nöbetçi Eczaneler


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Bizim Gazete
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
33
0
2
3
10
15
2
Kasımpaşa
26
0
5
2
8
15
3
Antalyaspor
26
0
5
2
8
15
4
Beşiktaş
25
0
4
4
7
15
5
Yeni Malatyaspor
25
0
4
4
7
15
6
Trabzonspor
25
0
4
4
7
15
7
Galatasaray
25
0
4
4
7
15
8
Atiker Konyaspor
21
0
4
6
5
15
9
Sivasspor
21
0
4
6
5
15
10
MKE Ankaragücü
20
0
7
2
6
15
11
Bursaspor
19
0
4
7
4
15
12
Göztepe
18
0
9
0
6
15
13
Akhisarspor
16
0
7
4
4
15
14
Alanyaspor
16
0
9
1
5
15
15
Kayserispor
15
0
8
3
4
15
16
BB Erzurumspor
14
0
7
5
3
15
17
Fenerbahçe
14
0
7
5
3
15
18
Çaykur Rizespor
11
0
6
8
1
15
Özlü Sözler
Hakkın dile getirilmesi gereken yerde susan, dilsiz şeytandır.


Hz. Muhammed
Bir Hadis
Allah Rasûlü; “Din nasihattır, samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.


SADİ
Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı